fahl 18 Takipçi | 5 Takip
Kategorilerim

Şiir

Din

Deneme

Müzik

Diğer İçeriklerim (553)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (18)
20 10 2011

Üç Kader Sorusu

Üç Kader Sorusu |  görsel 1
  "Madem önceden biliyor ne yapacağımızı o zaman ne yaparsak yapalım O'nun bildiğini yapıyoruz. Boş yere uğraşıp duruyoruz. Kaderin mahkûmuyuz."

Hemen kalk yerinden bir takvim yaprağına bak. Orada senin de önceden bildiğin şeyler yazılı. Güneşin meselâ üç ay sonraoturduğun şehirde hangi dakikada doğacağını ve batacağını yazmış olmalılar. Artık sen de önceden biliyorsun. Acaba güneş sen öyle bildiğin için mi o dakikada doğuyor? Yoksa güneş o dakikada doğacağı için mi sen öyle biliyorsun?


Gördüğün gibi bilmek olmayı belirlemez olmak bilmeyi belirler.
Bir iş olmuşsa/olacaksa öyle bilinir. Bir iş nasıl bilinirse öyle olmaz. Öyle bilindi diye öyle olmaz. Öyle bilinecek diye öyle de olmaz.

Allah'ın da önceden bilmesi ne edeceğimizi belirliyor değil. Bizi böyle ettiğimiz için O önceden öyle biliyor. Yoksa O'nun da sonradan bilmesini mi arzu ederdin? Zamanı yoktan var eden sence zamana mahkûm mu olsun? O da mı "az sonra"ları beklesin?


"Hayır ve şerri Allah'tan biliyoruz. Üstelik böyle iman etmemiz isteniyor. Şer Allah'tan ise ben var olan bir şerri tercih ettim diye bir kötülüğü seçtim diye bana niye günah yazılıyor niye hesap soruluyor?"

Sanıyorum en son girdiğin test sınavını unuttun. Sınav kâğıdında her sorunun altında bir doğru cevap dört yanlış cevap yazılıydı. Yanielinde tuttuğun kitapçıkta "yanlış"lar "doğru"ların dört katı fazlaydı. Hiç sınav kitapçığını/kâğıdını hazırlayanlara "Niye bu kadar yanlış yazdınız?"diye itiraz etmek aklına geldi mi? Onların "yanlış"ları yazmaları sence "yanlış" mıydı? Elbette ki hayır! 

Onların yanlışları yazmaları senin doğruyu seçme yeteneğini görmeleri içindi. Onların yanlış yazmaları yanlış değil senin yanlışı seçmen yanlıştır. 

Bunun gibi dünyada doğrular da var yanlışlar da... Yanlış olanın önünde seçenek olarak durması yanlış değil. Senin onu seçenek olarak seçmen yanlış! Bu kuralı büyüklerimiz "halk-ı şer şer değilkesb-i şer şerdir!" diye yazmışlar. Anlayacağın: Allah'ın kötülüğü var etmiş olması kötülük değil senin kötülüğü seçmen kötülüktür.


"Kader belirlenmiş bize yapacak bir şey kalmamış.. Madem ki Allah cennetlik mi cehennemlik mi olacağımızı baştan biliyor. Bizi niye yoruyor en başından koysaydı ya cennetine ya da cehennemine?"

Dünyada ne edeceğimizi biliyor Allah: Doğru. Önceden biliyor: Bu da doğru. Peki ya O'nun önceden bildikleri sonradan olmazsa O neyi bilmiş olacak! Sonradan olacaklar olacak ki önceden bilmesi doğru olsun... 

Farz edelim ki "biliyorum nasılsa" diye hiçbirimizi dünyaya göndermeden cennete/cehenneme koyuverseydi. Dünya hiç olmasaydı. Hayat hiç kimse tarafından yaşanmasaydı. O zaman O'nun da bildiği şimdiki yaşadıklarımız değil "biliyorum nasılsa" diye başından cennete/cehenneme koyulduğumuz olacaktı. Sonradan bilmek için bir şeylerin önceden olması gerektiği gibi önceden bilmek içinde bir şeylerin sonradan olması gerekir. Şimdi olan bitenin hepsi O'nun önceden bildikleri ama bizim olduktan sonra bildiklerimizdir. 

"Ben kaderin mahkûmuyum" derken acaba O çok önceden öyle biliyordu diye O'nun bildiğine göre mi davranıyorsun? Bunu yapabilmen için O'nun önceden bildiğini önceden bilmek gibi bir yeteneğin olmalı. Bir eylemi yaparken önceden yazılmış bir şey okuyarak yapmadığına göre senin eylemlerini kaderin değil sen kaderinde ne yazıldığını/yazılacağını belirliyorsun.
Ne yapıyorsan o yazılıyor kaderine. Şimdi yaptığını sonradan öğreniyorsun. İşte kaderin de o sonradan bildiğine göre yazılıyor.

Sonradan bildiğine göre önceden davranabiliyor olsaydın örneğin bir sınavı hemencecik kazanabilirdin diplomanı fakülteye girer girmez de alırdın! Çok kolay: "Kaderimde diploma alacağım yazılmış öyleyse yan gelip yatsam da diplomamı alacağım" deyip de yan gelip yattığında sadece yan gelip yatmış olursun. Böylece kaderinin de "yan gelip yattığı için diplomayı alamadı" şeklinde yazıldığını çok sonra fark edersin!

 

SENAİ DEMİRCİ

96
0
0
Yorum Yaz