fahl 18 Takipçi | 5 Takip
Kategorilerim

Şiir

Din

Deneme

Müzik

Diğer İçeriklerim (553)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (18)
16 09 2010

TASAVVUFTA AŞKIN MERHALELERİ

TASAVVUFTA AŞKIN MERHALELERİ |  görsel 1

  Aşkın birinci derecesi meveddetttir. Yani bu sevgi duyabilme özlemidir. İçinde sevgi oluşturabilme özlemidir. Aşkın ikinci kademesi hevadır. Yani bir heves bir sevda. Ama bu gözyaşıyla beslenen gözyaşı döktüren bir sevgidir. Aşkın üçüncü kademesi hillet yani sevgi ile sermest olmak kendinden geçmek sevgi ile ne yaptığını bilmez hale gelmektir. Aşkın dördüncü kademesi muhabbettir. sevilenin hoşuna gitmeyecek hiç bir şeyi yapmamaktır.kötü huylardan arınarak onun istediği gibi olmak. Aşkın beşinci kademesi şegaftır. Tam manasıyla kalbi parçalayan ateşli bir acı. İşte aşk bu noktada başlar aşkın içerisine eşikten burada girilir. Aşkın altıncı kademesi hüyam yani sevdalıyı çıldırtan. Kendinde bırakmayan Kaysı Mecnun yapan sevgi. Aşkın yedinci kademesi valehtir. Yani dosu seyrederken kendinden geçme ve dostu herşeyiyle seyretmedir. Okumak için açtiğınız kitapta sevgilinin yüzünü görmektir. Kana kana şarap içilen kendini bilmediğin an Aşk şarabı denilen burada içilen şeydir işte. Ve nihayet sekizinci kademe "Aşk" Sevilende son hücresine kadar yok olma demektir. Aşkta aşık yoktur, sade ce maşuk vardır. Aşık kaybolmuştur kendnde değildir idraki yoktur . ALINTI ... Devamı

16 09 2010

TASAVVUFTA AŞK

TASAVVUFTA AŞK |  görsel 1

  Arif olan anlar der bilgeler. Arif, irfan (gönül bilgisi) sahibidir. Arif bilendir. Arifin ilk bilgisi, bilmediğini bilmektir. Tasavvufa göre varlığın yaratılış-oluş sebebi aşktır. Tüm mevcudat aşkla yaratılmıştır. Tüm mevcudat aşkla ayakta durmaktadır. Aşk, Tanrıdır (Tanrının Kendisi). Aşk tanrının sırrıdır. Aşk her şeydir. Tüm insanlığın aldığı her nefes, tüm canlıların ve cansızların her an muhtaç olduğu kudrettir. Tanrı tüm masivayı kendi zatına duyduğu aşk sebebiyle meydana getirmiştir. Sufi'nin aşkı, “aşkı mecazi” denilen insanlara karşı duyulan aşk değildir. Sufi “aşkı hakiki” peşindedir. İnsan aşkında diğer kişiye sahip olmak istenir. Oysa “aşkı hakikide” yok olunur. Sahip olmak değil “O” olunur. “O” olmak kendini bilmektir, kendini bilende rabbini bilir. Rabbini bilen “aşkı hakiki” ile şereflendirilir. Sufi “aşkı hakiki” noktasında anlar ki aşkı kendisidir. Tasavvufun gizemli ikliminden ciğerine aşk çekip te sevmemek olabilir mi? Sevilen yargılanabilir mi ? Bir olan tanrıya nasıl karşı çıkılabilir? Sevdiğimiz aslında o ve biz o değil miyiz? Biz sevmeyebilir miyiz? Nasıl sevmeyiz? Sevginin yokluğuna hangi mazereti getirebiliriz? Biz, biz olmadan olabilir miyiz? Yaşam sebebimiz, her şeyimiz varlığımızın kendisi “Yüce Sevgi”. Sevgisiz olabilir miyiz? Tanrının kendisinin aşk değil, aşkın tanrının zatına ulaşmak için bir araç olduğunu düşünebilirsiniz. Bu düşünce tanrıya ulaşmak isteyen yolcunun düşüncesidir. Çünkü bu düşüncede ben ve tanrı ikilemi vardır. Bir olamamanın mantığıdır. Tanrıya nasıl ulaşılabilir ki onu sevmeden? Hem onu seven nasıl O ve BEN diyebilir ki sevgisinden şü... Devamı

15 09 2010

İSKENDER PALA'DAN AŞK HİTABI

İSKENDER PALA'DAN AŞK HİTABI |  görsel 1

      Ey aşk yoluna düşen kişi yüzünü kendine çevir kendi yüzüne bak. Ey âşık sana âşık olan ancak sensin senden başkası değil.     *     "Bu dünyadan Gül kokusuyla ve Gül'e hasret gidenlere selâm olsun!..."     *   Âşık kabz halindeyken bir türlü davranır bast halindeyken bir türlü. Sekr halindeyken bir türlü konuşur da sahv halinde belki konuşmayı bile istemez.   *   Aşk, yerine göre yol olur yürünür, yerine göre iman olur uyulur. bazen ateş olup yakar, bazen deniz olup boğar. sultan olur ülke yönetir, şarap olur sarhoş eder. at olup koşar, kuş olup uçar. hazine olur viran gönüllerde saklanır.   * Aşk ve sevgi.. Tecellisi gönülde beliren gönlü muhatap alan duygular.. Belki biri diğerinin vasıtası diğeri ötekinin hedefi. Asıl hedefe giden yolda kâh temrin kâh oyalanıp aldanma..  Aşk ve sevgi... İçinde muhabbet alâka yakınlık dostluk müveddet mürüvvet ve daha pek çok insani hasletlerin gizlendiği dünya.. Bazen şefkatin bazen himayenin bazen merhametin adı. İlâhî anlamda yalnızca bir hedefe Sevgili’ye bakmak beşerî anlamda ise aynı hedefe birlikte bakmak..   İSKENDER PALA   ... Devamı

15 09 2010

BEN YOK OLUNCA

BEN YOK OLUNCA |  görsel 1

      -En çok neyi seversin? -Güneşin tutulup ebediyen perde altında bir bulutun gerisinde saklı kalmasını severim. -Neden ona bunu reva göresin ki? -Çünkü onu kendi gözümden bile kıskanıyorum. Üstelik güneşe olan aşkımla bütün âlemi nura boğmak gelir elimden! -Sözün doğruysa eğer gece gündüz durmadan ona koşmalısın ki ona ulaşabilesin. Ona ulaştığın vakit de zaten onda yok olursun varlığın görünmez olur. O zaman onun ışıkları seni yakar varlığını ortadan kaldırır. Aksi takdirde hangi küstahlık ile onun önünde ışık saçabilirsin? -Ben yok olunca onun cemaliyle öyle görünmeye başlarım ki işte o vakit halk beni parmağıyla birbirine gösterir ve onunla bir olduğumuzu asla fark etmez.   İskender Pala ... Devamı

15 09 2010

AŞKIN ÜÇ HALİ

AŞKIN ÜÇ HALİ |  görsel 1

"Yalnızca bir türlü aşk vardır; ama görüntüleri binlerce türlüdür” der bir bilge. Üç çeşidini söyleyelim: Aşk beşeridir; şakayla baslar sorumluluk getirir. Gözden girer gönülde yasar. Surete meyledenler ziyandadır. Aşk platoniktir; sohbetle baslar zahmet getirir. Zihinden girer gönülde yaşar. Siretini süslemeyenler yol şaşırır. Aşk İlahidir; imanla başlar vahdete götürür. Gönülde doğar gönülde yasar. Sırrı saklamayanlar başını verir. " ... Devamı

15 09 2010

ŞİİR,AŞK,MUM

ŞİİR,AŞK,MUM |  görsel 1

    Şiir, görülmez; ancak kalbe doğabilir. Kalpleri titreten de, çizik çizik eden veya süsleyen de bir hissin ilhamıdır genellikle; bir zamanın akışı, bir ruh sıkıntısı yahut bir hazzın coşmasıdır. * Aşk yalnızca bir tanedir; ama görüntüleri onlarca, binlerce, belki milyonlarcadır. Sıradan ilgilerin ve sevgilerin ötesinde, görünen perdelerin arkasında, fark edilen renklerin maverasında çıldırtıcı bir hasret ve kalıptan sıyrılmış bir özlemdir. * Mum gibi yanıp tükendim aşkının derdinden. Artık seher yelinden sorma halimi benim. Ayrılık gecesinde sırdaşım olan mumdan ve pervaneden sor.   İSKENDER PALA   ... Devamı

15 09 2010

MAZLUME,BİR GÜLE TAKTIĞIM AD

MAZLUME,BİR GÜLE TAKTIĞIM AD |  görsel 1

Gül!.. Şarkın ateş renkli çiçeği! Mazlume; bir güle taktığım ad. Sen her çağda yeniden doğar, her bahçede yeniden açarsın mazlume, yanmak ve yakmak için. Yanışta mısın mazlume ve seni yandırmak için yarışta mı sefiller? Yanmaktan yakmaya an bulunmuyor mu gülüm?... Sen bana mı benziyorsun mazlume?!.. Gel ağlaşalım... Mazlume!.. De bana, kim çizdi yüreğini derin acılarla?!.. Kim savurdu yapraklarını?!.. Kim düşürdü başından destarını?!.. Bir bülbül yanmasın mı? Dalına konmasın mı? Aşkına kanmasın mı mazlume, adını anmasın mı? Eleminle kuruyunca can evi, gazele dönmesin mi?!.. İSKENDER PALA Devamı

15 09 2010

İSKENDER PALA'NIN AŞK ANLAYIŞI

İSKENDER PALA'NIN AŞK ANLAYIŞI |  görsel 1

    Üç harf beş noktaydı alemi sıra dağlar üzerinde sabit kılan kuvvetin, zayıf bedenlere hediyesi. Pala’nın kalemi aşkın bedenine değene kadar, o kadar yalın ve çıplaktı ki tariflerin üzeri. Divan edebiyatımızın cumhuriyetimizdeki son temsilcisi Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk’ın satırlarına “ Ben aşık oldum biliyorum insanların kınayışlarını” sözcüklerini dökerken, Aşk’ın sırtına sümbül kaftanını geçiriyordu . Pala’nın Aşk’ı elbette günümüz çocuklarının basit aşk oyunlarına benzemiyordu . O; “Gerçek Aşk gizli olandır” diyerek söylenebilecek tüm sözleri dört cümlecikle özetliyordu. Öyleki üstad tüm yapıtlarında, aşkın büyüsünü ; duyguların düşüncelere hakim olmasıyla anlatmaya başlar. Birçok eserinde düşüncelerin duyguları yönlendirdiği aşkları yalancılıkla itham ederken, aşkın olduğu yerde aklın yerinin olmayacağının altını çizmektedir aslında. Kays’ın dilinden “Tanrım beni akıl endişesinden uzak eyle; ve beni her an aşk ile içli dışlı yap” derken kimbilir belki de kalpleri sevda ile dolu aşıkların, benliklerini ve bencilliklerini eritmelerini tarif etmektedir. Pala tüm yapıtlarında aşkı madde ile mananın savaşında kaldığı uçurumun kenarından kurtararak, elinden tutar ve ait olduğu yere taşır . “Cennet ile cinnet arasında bir hareke farkı var ya hani” dizeleri yer bulurken Ah Minel Aşk’ ta işte tamda bu noktada mananın aşkının, maddenin aşkına gelebe geldiğinde oluşacak Cennetin, bir harf kadar yakın olduğunu gözler önüne sermektedir. Pala’nın aşk tahlillerinde bir başka önemli argüman ise aşkın gizliliğinin verdiği aşikar tebess&uum... Devamı

15 09 2010

SEVGİLİ

SEVGİLİ |  görsel 1

      Sen gitmistin...Koyup bir basimiza, birakip pak ellerimizi, gurbetlerine salmistin bizi. Yetim kaldik, öksüz kaldik ve ellerimiz kirlendi yoklugunda... Sen gitmistin...Ayriliklarin dilini hece hece agliyoruz simdi. Aksamlar iniyor daglara ve hasretimiz yankilaniyor yamaçlarda. Sevgili!Nasil iltica edelim sana ;huzuruna nasil varalim, yalvaralim?!.Ve duyurabilsin mi sesini!?.Efendim, duyar misin sesimizi?.. Sevgili!Sen ask ikliminde sultan, sen güzellik sahikasinda dolunay, sen vefa gögündehilal. Biz bir bakisinin dilencisi,biz dolunay tutkunlari,biz bayrami gözleyen oruçlar.Güzellik ordusunun hakani sen, gam ruzigârinda gedalar biz. Sen imrenme, biz ayiplanma. Sen özüsün varligin ve biz varlik iddiasinda küstah yoksullar. Sen sabah yildizlarinin isigi, biz gaflet uykusunda kervanci. Dert ve keder denizinde çiglik çigligayiz biz,kumrular ve bülbüller seni bestelemekte oysa. Çigliklarimizi bestelere karistiriverefendim,düskünlerine, savrulmuslarina kulak ver. Itivermezsin elinin tersiyle bizi, degil mi efendim?. Sevgili!.. Sen gitmistin...Yoklugunda kaybettik önce varligimizi ve sonra yok eyledik aklimizi da. Hasretinle akan zamanlarda cevherimiz özden, madenimiz miknatistan ayrildi. Sen gitmistin... Gönüllerimiz billur kadehler gibi çalindi sengsarlara;irmaklarimiz mecralarinda susuzluga mahkum edildi. Sen gitmistin...Çelik mermere çarpti, iradeye ates düstü yoklugunda. Hasretinden akillar yitirildi efendim,gönüller gölgelere düstü. Kucak kucaga güneslerimiz söndü,dudak dudaga denizlerimiz kuruduve sen gitmistin efendim. Sen gitmistin... Seninle birlikte her seylerimiz gitti.Sehitlerimiz kefenlerinden siyrildi senden s... Devamı

15 09 2010

GÖZ GÖRÜNCE BİR KEZ,GERİYE NE KALIR?

GÖZ GÖRÜNCE BİR KEZ,GERİYE NE KALIR? |  görsel 1

  Bütün aşk hikâyelerinin en unutulmaz en heyecan verici sahnesi, sevenin sevgiliye ilk baktığı andır şüphesiz. Daha doğrusu, onun yüzünü ilk gördüğü vakit. Âşıktaki içsel değişimin başladığı an, gözün sevgiliye ilk takıldığı saniye dilimidir ve aşığın bütün biyografisi, bu “ilk bakışın öncesi ve sonrası”ndan ibarettir. Kalpte ateşin yükselmesi, aklın ve sabrın ateşe düşmesi o ilk bakış ile başlar. Kılıcın kınından sıyrılması yahut okun yaydan fırlamasıdır bu. Sevgilinin yüzü kınında bir kılıç yahut sadakta bir yay gibidir; bakış onu kınından ve sadağından çıkarır. Sevgili’nin yüzümü; aşk yangınını alevlendiren ilk kıvılcımdır. Aşığın kalbi mi, ilk bakıştan sonra suda titreyen bir mehtap. Göz… Savaşı başlatan haberci. Bakış… Elde olmayan kader; ilahi kaza. Ve aşk… Kalp ile göz arasındaki kutlu bir hadise. Çok sonraları kalp göze diyecektir ki, “Ben bu onulmaz derde iten sensin. Safayı sen sürdün, acıyı ben çektim. Nimet senin, zahmet benim oldu. Sen sevinirken, kaygılanan ben oldum. Bakışlarını arttırdıkça sen, dertlerimi çoğalttın benim. Zafere eren sen, hezimete uğrayan ben. Sen emirlere itaat edilen hükümdar oldun, ben senin peşinde koşan tebaan. Sen emir ben esir. Sonra devam eder: - Ey göz! Sen ikisin ben birim. İki kişinin bir ferde saldırıp onu öldürmesi zulüm değil de nedir?… Şimdi ağla o halde; etiğin zulmün cezasını çek bakalım. Göz buna karşılık ayet-i kerime ile cevap verir: “Gerçek şu ki; gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur” (Hacc 46) Göz görünce bir kez geriye ne kalır?      &... Devamı

15 09 2010

ÖNCELERİ SEN VARDIN,ŞİMDİ BEN YOK OLDUM

ÖNCELERİ SEN VARDIN,ŞİMDİ BEN YOK OLDUM |  görsel 1

    Bir bütün idim ben leyla ile. Sense Leyla'yım diyorsun. Sen Leyla isen eğer, beni yakmaya hayalin yeter, takatim yok sana kavuşmaya. Varlığı olmayan bir zerreye aynadan ne fayda? Canım gideli hayli zamandır, cismimdeki bir başka candır; bir özge candır. Sensin beni benden ayıran,uzaklaştıran.Ben yokum,senin tecellin var.Vuslatının ağır yükünü kaldıramam ki. Önceleri sen vardın,şimdi ben yok oldum. Manevi dünyamda dostum daima sensin. Dış görünüşe değer verme bahsi ortadan kalktı artık. Gönül çok önceleri sana koştu,canım seninle gitti. Şimdiki canım Leyla'ya değil, Mevla'ya yönelik. Bir'lik yolunda seninle olamam,yanarım. Şimdi,gözümün nuru,gönlümün aydınlığı!.. Ben maskaralığa nam salmışım,bari sen bu yola girme. İçinden çıkma namus perdesinin. Mecnun olan benim;bana yaraşır delilik,kınanmışlık. Şimdi git aşk töresini, aşıklık geleneğini, maşuk gidişatını bozma. Git şimdi , Ey Vefalı! Açtırma kötü söz arayanların dudaklarını; sakız verme dedikodu arayanların ağızlarına. Beni aramaya çıktığını aleme bildirip deliliğine ferman yazdırma. Kimse seni burda görmeden git. Ben ki varım; sen içimdesin, bunu bil!..                           Leyla ile Mecnun'dan İskender Pala   Devamı

15 09 2010

NEY GİBİ

NEY GİBİ |  görsel 1

Dinle! Ayrılıklardan nasıl şikayet etmede şu ney, ve nasıl anlatmada ayrılıkları, dinle:     "Erkek - kadın herkes ağlayıp inliyor feryadımdan; ağlayıp inliyor herkes beni kamışlıktan kestikleri gün başladığım feryadımdan...     Özlemimi açmaya bir kalp istemedeyim oysa ben, ayrılıktan parça parça olmuş, beni anlayacak bir kalp istemedeyim. Hani vuslat zamanını arar ya aslından uzak düşmüş kişi, durmadan aslını arar ya hani!..     Her toplulukta ağladığım bu yüzden benim, her yerde inlediğim bu yüzden. İyilerle dost olmam da, kötülerle oturup kalkmam da bu yüzden. Herkes dostum oluyordu zannımca benim, kendine yakın buluyordu çokları. Ne çare, araştırmadı kimsecikler içimdeki sırları, ve kimse anlamadı ayrılıktan şikayetimi...                        Oysa Sırlarım Çığlıklarımdan Hiç de Uzak Değildir Benim!     Keskin bakan görür, ve dikkatle dinleyen duyar onları. Yazık, yazık ki her gözde yok o nur, her kulakta yok o dikkat!.. Gizli değildir elbette ten candan; ve can tenden gizli değildir. Lakin canı görmek için izin çıkmadı kimseye...     Hava değildir neyden çıkan bu ses, ateştir söyledikleri, nefes nefes ateştir. Ve yok olsun her kimde yoksa bu ateş! Bir aşk ateşidir içini yakan neyin; hani bir aşk coşkusu gibi içine düşen meyin!..     Sevgiliden ayrı düşmüşü teselli eder bir ney, yoldaş olur ve musiki perdeleriyle yırtar aşığın sır perdelerini, sırdaş olur. Kim gördü ney gibi hem zehir hem tiryaki, hem dert hem derman başı? Kim gördü ney gibi hem özlemde, hem sarmaş dolaşı?     Kanla dolu yoldan bahsetmede hep ney; aşk yolunun, Mecnun'un gittiği yolun öyküle... Devamı

15 09 2010

SABIR NEYDİ?BİLDİN Mİ?

SABIR NEYDİ?BİLDİN Mİ? |  görsel 1

    Sabır bir aydınlık, sabır bir teselli... Büyük Sahra’ya yağmur, istiridyeye inci... Sabır göz pınarlarını kurutan ferahlık; sabır hüzünler kulübesinin ışığı... Eyyub ile Yakup, derviş ile sultan...    Nur-ı aynım, iki gözüm, Bildin mi neydi sabır? Haşre dek yokluğa hüküm giymiş bir güzelin kadehindeki iksir miydi; son gezginin gözyaşlarıyla suladığı bir çiçek mi, ıssız harabelerin eşiğinde ıstırabı emerek büyümüş nazenin bir kelebek mi? Karlı caddelerin kıyısında açmış ayın ondördü zambaklar bilir sabrı, nur-ı aynım, altın şehirlere uçan ebabiller bilir. Sadık rüyalarda bir gemi Ağrı Dağı’na çıkar sabırla ve yaralı süvariler geçer kehkeşanlardan daruşşifalara doğru. Serazad türküsüyle hercaî bir bülbül konar Kitab’ın son sayfasına, sabrı şeydalanır seherler ve sabahlar boyu nur-ı aynım, sabrı şeydalanır. Sabır bir hazine ki... Yılanlar bekler gerçek!.. Bir hazine ki...   Bir hazine ki... Beşiği âb-ı hayat sükunetiyle süslenen bebekler büyür hendesesinde nur-ı aynım, ve tahammül renkli güzellikler yansır eşyaya bakışlarından. Bir hikaye anlat bana sabra dair, nur-ı aynım, bir hikaye anlat; gerçek olsun. Kalbinin rengi damlarken hani, çekik gözlü nakışlar vururdu sevinçleri, onu anlat. Yanağına düşen her güneş damlası yeni mağlubiyetler asardı boynuna ve eksik olan şey hep bir adım önde giderdi hani, onu anlat. Kafesi taşlara çalıp içindekini salıvermediğinden mi nur-ı aynım, yoksa bir derya mavisinde buruk toprak kokusuna dalıvermediğinden mi, bir imtihan içre iplik iplik bağlanmışsın şah yüreğine ve kirkitler erişlere vuruyor, argıçlar kirişlere... Sabır bir kilim oluyor nur... Devamı