04 07 2012

N â r-ı Aşk

N â r-ı Aşk |  görsel 1

Beyaz bir kağıda mahkum hançer-i kelâm.. Mürekkep zindan olmuş el –âlem elinde.. OlmasaydıAŞK gölüne minettar kalem… Hüznüm boy sürermiydi böyle avare dilimde…. Bir aşk-ı bakidir..!!..MEVLA’DIR..!!! sonsuz bir deryadır..!!adı:nâr-ı aşk…!! Bir Meryem dir .. suspus olmaktır.. teslimiyettir ..adı::nâr-ı aşk…!! Bir yâre-i hicrandır .. hüzündür..,göz yaşıdır adı ::nâr-ı aşk…!! Bir Züleyha dır.. Yusufi lisandır .. iffettir .. adı : :nâr-ı aşk…!! Bir derd-i mübtelladır .. sabırdır… Ah dır .adı,: :nâr-ı aşk…!! Bir ahuyu ceylandır.. yardır ..,canandır.. adı ::nâr-ı aşk…!! Bir mecnundur….ayrılığı vuslattır .. adı ::nâr-ı aşk…!! Bir muhabbettir! MUHAMMED MUSTAFA'DIR ! yanmaktır.!! adı::nâr-ı aşk…!! Alıntı... Devamı

04 07 2012

Sen Bilirsin

Sen Bilirsin |  görsel 1

Rabbim insanlık  alemde tüm varlık  senin eserin  her şey üstelik,  insan için.  savaşlara sebep olanları,  bölücüleri yıkıcıları,  zihinleri kirletenleri,  nesli helak edenleri  bütün zalimleri  sana havale ettik,  sen bilirsin!  ey durumları değiştiren rabbim  bizim ahvalimizi güzelliğe çevir.  Devamı

04 07 2012

Gönlünden Gül Dökülen Resul

Gönlünden Gül Dökülen Resul |  görsel 1

Ey Resul!  Ey, gözlerinde cenneti saklayan, ayağını bastığı yerler cennet kokan nebi!  Ey, Yaradan´ın en güzel eseri! "Sen olmasaydın, sen olmasaydın alemleri yaratmazdım!" dediği! Var oluşunun şerefine, bütün varlığı hediye ettiği!  Ey, insanoğlunun ufku en güzel insan Allah´ın sevgilisi, kainatın gözbebeği!  Ey, Rahmeten li´l-alemin!  Senden şefaat dilenen biçarelerin en sefiliyim, desem  şefaat edermisin?  Ey, kupkuru çölleri cennete çeviren gül!  Ey, gönlünden gül dökülen resul!  Küçük kız çocuğunun elinden tutup da giden, kuşu ölen çocuğa  başsağlığı dileyen, gözlerinden yaş dökülen devenin gözyaşlarını silen resul!  Benim de gözümün yaşını siler misin?  Küçük kız çocuğunun tuttugu gibi tutsam elinden, yureğimden binlerce  kuş uçtu, bin´i de öldü desem  Bana cennet kuşlarından bir kuş bahşeder misin?  Ey, Islam´ın peygamberi! Sevda ikliminin, en güzel mevsiminin, en güzel çiçeği! Ama mahzun, ama kederli  Daima düşüncede, daima hüzün içinde ömründe bir defa bile, kahkahayla  gülmemiş Gül yüzlü, güler yüzlü sevgili!  Gözlerimi yumsam ve, hülyana dalsam o gül kokulu gülüşün ile,  benimde gözlerimin içine güler misin?  Bir kerecik olsun seni düşünerek başımı koyduğum olmuşsa yastığıma,  tutunduğum olmuşsa sana ve senin sevdana, işte onun işte onun hatrına!  Ey, gözünü sevdiğim özünü sevdiğim, sözünü sevdiğim!  Ey, gö... Devamı

04 07 2012

Bismi Hayy

Bismi Hayy |  görsel 1

  ”Bismi Hayy” ile başlar gece.. ”Elif” gibi bir yalnızlık .. Nâr’a ve Nûr’a bulanmış Çehremin alazında.. Arafvâri suskunluklara içeresinde; Ruhumun Berzah’ı hatırlaması.. Kalû-bela’ya dair dil ucu söylemlerim .. Ve Göz altına alınmış Tebessümlerimle.. Başlar Gecem… Senli hûlyaların eşliğinde ; iner hüzün kalbime.. Perde Perde.. Bakışlarının kuytusunda kaybolduğum ; faili belli Aşk’ın.. İsmini Zikrede ede.. Çekerim Yorganı üstüme usulca.. Bir ”Vav” kıvamında büzülür .. Ana rahminde ki Bebek nasıl uyursa.. Öyle dalarım Gecenin Koynunda; Rüyalar Alemine…. İbrahim İnecik Devamı

04 07 2012

Dayandı Boğazıma Aşk / Elif, Lam, Mim

Dayandı Boğazıma Aşk / Elif, Lam, Mim |  görsel 1

  "Elif, Lam, Mim…" Yüreğimi dökerim ayet ayet aşk'ın kaynağına, Bismi-hayy... Bir 'BE'nin içini dolduramam; fakat her fâsılada kendimi görürüm… Dayandı boğazıma aşk; en kurban olunası vakitlerde… İsmailî bir teslimiyetti bu; ölümün her adımına koşarak karşılık vermek… Bir çocuk yüreğiyle gülümsemek yarına, Bir an evvel uyanmak için kapatıp gözleri; Cebrâil sesiyle uyandırılsam bayramlara.. * Kadim Dolunay Devamı

04 07 2012

Hicretin Aşk Yüzü

Hicretin Aşk Yüzü |  görsel 1

  Bismi-nûr... 'Yasin' serinliğiyle, Bir avuç toprağı katran gözlere üfüren gecenin mukaddes meltemine; Nur-ul Envâr'ı basıp bağrına, siyahı üzerine çeken karanlık geceye; Mübarek bir yatağın, ölüm kokan yanında nefes alan aşk'a, Es-selam! Melekler toplarken arşın yıldızlarını, Gecenin yüreğine düşer aşk, bir sırrın metanetiyle… Fasl-ı gül serinliği gelir mavera'dan bâdiye'ye; Buseler bırakırken Nebi'nin ayaklarına... Hicran örtüsünü giyinir Kâ'be; Hüzün, Makam-ı İbrahim'den sonsuzluk ötesine bakarken… Mühürlenmiş kalpler dehlizini ağıyla kapatır örümcekler, Bir ağ öteye geçemeyen âma yüreklerin ayaklarına takılır düşer irade… Sevr'in sinesinde atarken kâinatın kalbi, Güvercinlerin kanatları arasında okunur kutlu risale… Özlemi uyandırılır, çığlıklar koparır bir lehfan, topuklar ardında... Aşk'ın zehriyle süzülünce Ebu Bekir'in yanaklarından acı, Öper Nebi'yi yılan damla damla, Delikten bakan mahcup gözleriyle… "Elif, Lam, Ra…" Esince kâinat nefesi bağrına Yesrib'in, Okur melekler en mukaddes aşk'ı kulağına Medine'nin… Birbirini kucaklarken İslam'ın çocukları, çekilir hüzün sevincin heybetiyle… Aşk tepelerinden dolunay doğar beşeriyetin şeb yüzüne…  Takvimler sıfırı çekerken, dirilir toprağın ölü gülleri.. ... Ruhumun mimberinde Muhacir yürekli, ensar gönüllü bir aşk/ın derinliğindeyim.. Mekke karanlığından, Medine aydınlığına hicret eder ruhum, Bir örümcek hassasiyetiyle işlenmiş duyguların serinliğindeyim.. * Kadim Doluna... Devamı

04 07 2012

Tabirsiz Rüyalar Atlası / Mehmet Baş

Tabirsiz Rüyalar Atlası / Mehmet Baş |  görsel 1

  Kara toprağın kendi kendine dönmesinin adını ölüm koymuşlar Atların yelesinde savrulan hüznümün kalbinde atan bu aşkı ölüm koymuşlar Kara büyülerin tezgâhında biçilmiş ve düğümlenmiş nice intihar çığlıkları Her masal bittiğinde gökten düşen üç elmanın adını ölüm koymuşlar Bense dilsizlerin konserine gidiyorum aşkın namazsız kıblesinden Cehennem göğüslü ağıtların şirazesi kaçmış defterinden Hüzün ayazda kavrulmuş bir bahar çiçeği gibi üşürken içimde Bir telaşa kapılmışım bir telaşa âlemin şu yalancı gölgesinden Bahar senin göbek adın demişti dilini bilmediğim bir gökyüzü Suskun ırmak deltalarından ve rüyaların tuzlu gözyaşlarından Hayal denizlerinden karaya vurmuş mısralar dermeye giderdim her akşam En büyük yalan sendin ey dünya ve sendin kırık kalplerin ümidini çalan Bir af dilekçesiyle senden sana doğru yola çıktığım günün akşamında Gönlüm ki ateşin suyun ve toprağın ortasına kurulmuş bir idam sehpasında Kalabalıkların uğultusuna karışmış yalnızlıklar sinek gibi üşüşürken başıma Aşk kırık bir ok misali saplanmış kalbimin en senden yanına Merdivensiz göğe çıkmanın adresini sorarsan miraçtır derim Rahman olan Allah’ım yükselt içimin asansörlerini mağfiret katına Kılıçlarının parıltısından gözü kamaşmayan kimsenin kalmadığı Yükselt kalbimi nefsin sahrasına serilen bir yüce cihat sofrasına Bakır bir yalnızlığın ortasında gümüşten gözyaşlarını seyrediyorum Sadece suların bilebileceği bir berraklığın mahallesine gidiyorum Üstümde kendi kendisine âşık bir baharın ayak sesleri çınlıyor Ve ben bembeyaz... Devamı

04 07 2012

Müşk-i Aşk

Müşk-i Aşk |  görsel 1

  Bir Aşk dilensem ! İman cilvesi ile İmran Peygamberin Eşi Hanne’nin Duası kadar samimi  Aşk Yolunda feda edeceğim hizmetkâr edeceğim Bir Aşk .. Dünya güzergahında gelipte geçici olmayan Fanilikten uzak bakiliği sırtına almış  Çileyi ; libasına yama yapmış bir Aşk.. Bir Aşk Dilensem Yusuf kadar güzel olsa..  Kuyulara atılsa zindanlara koyulsa da ümit kesmese vuslattan.. Dünyada Ukbayı tatsa.. Varlıksız varlığım senin mülkünde can bulsa… Bir Aşk dilensem İbrahimi Dost kadar  Hem Nur olsa hem Nâr ! aydınlandığım kadar yansam yandığım kadar aydınlık olsam Tenim Gül bahçesine düşse Ruhum kalbim ateşine gark olsa.. Bir Aşk dilensem Hamza Oluversem yiğit gözü Kara  gördüğü Hiç birşeyden Korkmayan bir Hamza..! Sonra Aşk uğruna Vahşilerce Parçalansam Uhud meydanlarında.. Bir Aşk dilensem Önce Ümeyyenin Kölesi olsam cahiliyye zamanlarımda Sonra Bir ”EHAD” ugruna Bilal’ce kızgın kumlara yatırılsam  Kayalar Koysalar bagrıma ”Ehad ! Ehad” Diye Aşk dolsam Neden sonra En güzeli Olan Peygamberin Oku Buyruğu ile  Dirilsem Bilal’in ezanında.. Bir Aşk dilensem Musab’ın öğretmenliğinde öğrensem okumayı yazmayı parçalansam sonra tanınmaz hale gelsem savaş meydanlarında Dünyanın zenginliğinden beri olsamda üzerime kefen bulunamasa.. Bir Aşk dilensem! Sağgımdaki Konuşurken Solumdaki Çığırtkanlık yapsa  Ölsem sekerat halinde İmanımı tazelese ab-i hayat Dirilsem Kevserinden İçsem kana kana Tesnim Irmağına yaklaşsam Yakinimsin diyen Nidalarla Bir Aşk Dilensem ! Ve Cuma Olsa … görsem Cemâlini Bayramım Olsa..! * Alıntı ... Devamı

04 07 2012

Ey Beni En Çok Sevenin Sevdiği

Ey Beni En Çok Sevenin Sevdiği |  görsel 1

  Bilirim her gün doğmadan kızıllığına yazar adını.. Bilirim her martı dokunmadan denize Kendi dilince tekrarlar duanı.. Ve her gül açmadan kollarını bu dünyaya Senin kokunu bular yüreğine.. Bilirim düşmez güneş toprağın hiçbir zerresine… Hatırlamadan seni… Bilirim seversin sen seni seveni…. Ey beni en çok sevenin en sevdiği… Ey gönlümdeki sevgiye bengisuyunu, okyanus diyarından yudum yudum damlatan… Kar suları yıkarken ruhumu, ılık bir yağmur damlasının sevdasında, yürek atışlarıma merhamet denizinden katreler düşüren… Ey kalbimin en derin toprağına, avuçlarımda biriktirdiğim dualarıma kattığım, kirpiklerimin ıslaklığı ile bezediğim, nazenin çiçeğimin adı… Sonra, yalnız karanlıklarımın donduran soğukluğunda, yapraklarının gölgesinde bakışlarımı ısıttığım … Adıyla, en tenha zamanların karmaşasında, içimin dalları kıran fırtınalarını durulttuğum… Her uyanışımda sabaha, gurubun kızıllığına taze açmış yaseminler aklığında ismini yüreğimle yazdığım… Ey adıyla, serin rüzgarlarında bedenimi üşüten eylülü, nisanın yeni açmış badem ağaçlarına döndüren… İçimin dermansız bildiğim dertlerine, sonsuz bir iyileşmeyle deva olan… Ey seher vakitlerinde soğuk gül yapraklarına ılık dokunuşlarla konan, şebnemlerin nazlı terennümü… Bütün kar taneleri erguvan dalında çiçek oluyor kökünü ruhuma salan… Adının gölgesine sığınınca günahlardan bizar olmuş yüreğim… Sana gönderdiğim selamların kabul olma umudunun heyecanıyla, dağbaşlarımı kuşatan bencillik dumanlarının arasında, sevmeye dair al laleler açtıran… İçimde ... Devamı

04 07 2012

Kıyamet Gününde Bir Kulun Muhatap Olacağı Sorular

Kıyamet Gününde Bir Kulun Muhatap Olacağı Sorular |  görsel 1

  Peygamberimizin şu sözüne kulak verelim: “Kıyamet gününde bir kul şu sorulara muhatap olmadıkça yerinden ayrılamaz: Ömrünü nerede ve nasıl geçirdiği? Öğrendiği bilgiyle ne yaptı? Malını nereden kazandı ve nereye harcadı? Vücudunu nerede yıprattı?” (Tirmizi, Sıfatu’l-Kıyâme, 1) Devamı

04 07 2012

Musibetler de Bir Ölçü müdür?

    Musibetler ,bizi YARADILIŞ MAKSADIMIZA götüren vasıtalardır. Bir hadisi şerifte şöyle buyrulur: '' Allah ü Teala bir kimseye HAYIR DİLERSE ,ilahi adalet gereği ,o kimsenin günahlarını bağışlamak ve derecesini yükseltmek için onu musibete uğratır.'' İMTİHAN maksadıyla bu dünyaya gönderilen bizler,yine imtihan için birtakım musibetlere uğratılacağız Ta ki ,kabiliyetlerimiz gelişsin ve Allah'a layıkıyla kul olabilme merteesine ulaşabilelim. Bediüzzaman şöyle der: ''madem burası kulluk yeridir;hastalıklar ve musibetler ,sabr etmek şartıyla ve o hizmete ve ubudiyete çok muvafık oluyor ve kuvvet veriyor. ve her bir saati bir gün ibadet hükmüne girdiğinden ,şikayet değil şükretmek gerektirir.'' MUSİBET, günahların affı ve Allah katındaki derecenin yükselmesi için insana yüklenen HAYIRLI bir külfet olduğuna göre,insan bu fırsatı sabır yolunda değerlendirmelidir. bu husus bir hadis i şerifte şöylece dile getirilir: ''en ziyade musibet ve meşakkate uğrayanlar,insanların en iyisi,en Kamilleridir.(keşf'ül-Hafa) Allah'a inananlarla inanmayanların başlarına gelenler açısından musibet: Allah'a tam bir iman ile bağlanıp O' nun emirlerine mümkün mertebe uymaya çalışan nice kimseler vardır ki,ömürleri boyunca sıkıntılardan,felaketlerden kendilerini kurtaramazlar.ve Rabbini tanımayıp ömrünü Allah'a isyan içinde geçirmiş nice kimsele vardır ki,dünyanın her türlü nimetinden istifade ederler,sıkıntı ve felaket nedir bilmezler. işte bu farklı iki vaziyetin arkasında , İlahi adaletin bir işleyişi gizlidir. Cenab-ı Hak ,insanın yeryüzünde işlediği zerre miktarı bir iyilik veya fenalığın dahi karşılıksız bı... Devamı

04 07 2012

Allah (cc) Duaları İşiten, Yakın Olandır

Allah (cc) Duaları İşiten, Yakın Olandır |  görsel 1

  Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. " (Bakara Suresi, 186)  Yüce Rabbimiz'i gereği gibi takdir edemeyen insanlar, Allah (cc)'ın kendilerini, gökleri ve yeri yaratan olduğunu bilmekle beraber, Allah (cc)'ın her an kendilerini gözetip korumakta olduğu gerçeğinden habersizdirler. Allah (cc)'ın kendilerini yaratmaya kadir olduğu gibi, yaşadıkları her anı bilip, bunların tümünü yaratmış olduğu gerçeğinin bilinçsizce çok uzağında yaşarlar. İşte bu yanılgının bir gereği olarak endişelenir, geleceğe yönelik kaygı içinde olur, istemedikleri bir durum karşısında hayıflanır, çıkış yolu bulamayacaklarını zannederler. Oysa Allah (cc), Kuran ayetleriyle, insana ne kadar yakın olduğunu bildirir:  "Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız. " (Kaf Suresi, 16)  İki kişi konuşurken üçüncüsü Allah (cc)'tır, üç kişi konuşurken dördüncüsü Allah (cc)'tır. Allah (cc) sinelerin özündekini bilir, her konuşulanı duyar, insanın her anını görür. Allah (cc) tüm bunları yaratandır.  Allah (cc) kişinin içinden geçen her düşünceyi bilir.  O uyurken de, yürürken de, konuşurken de, tek başına kaldığını zannettiği bir anda da Allah (cc) hep onun yanındadır.  O, Allah (cc)'ı göremez, fakat Allah (cc) onun her halini, her an görür.  Bir insan, ihtiyaç içinde Yüce Rabbimiz'den bir dilekte bulunduğu zaman, Allah (cc) mutlaka onun duasını işitir. Onun iste... Devamı

04 07 2012

Manevi Bir Zırh:Sekîne Duâsı

Manevi Bir Zırh:Sekîne Duâsı |  görsel 1

  “Sekîne duâsı nelerden bahseder? Bu duâyı on dokuz defa okumamızın sırrı ve hikmeti nedir? Bu duâyı nerede ve ne zaman okumalıyız?” Aslı vahye dayanan yüksek, sırlı, tılsımlı, feyizli ve kuvvetli duâlardan birisi de sekînedir. Hazret-i Cebrâil Aleyhisselâm Peygamber Efendimizin (asm) huzurunda bir sayfa indiriyor. Allah’ın altı ismi yazılı bulunan bu esrarlı ve tılsımlı duâ sayfası Hazret-i Ali’ye (ra) tebliğ ediliyor. Hazret-i Ali (ra) bu hâdiseyi şöyle anlatıyor: “Ben Cebrâil’i gök kuşağı gibi semâyı kuşatmış olarak gördüm. Sesini işittim. Sayfayı ondan aldım. Sayfada Allah’ın Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl ve Kuddûs isimlerini yazılı buldum.” 1 Sekîne ile bildirilen ve Allah’ın Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl ve Kuddûs isimlerinden ibâret olan bu altı ismi Hazret-i Ali (ra) için ism-i azamdır. Bu isimlerden Hakem ve Adl isimleri İmam-ı Azam için ism-i azamdır. Hayy ismi, Abdülkadir-i Geylânî için ism-i azamdır. Kayyûm ismi, İmam-ı Rabbânî için ism-i azamdır. 2 Kezâ bu isimlerin tamamının asrımızda bir meyvesi zuhur etmiştir: Risâle-i Nûr.3 Üstad Bedîüzzaman Hazretleri Risâle-i Nûr’u bu altı ismin mazhariyetinde telif etmiş, Otuzuncu Lem’ayı da özel olarak bu altı ismin izah ve tefsîrine ayırmıştır. Bu isimlerin manaları kısaca şöyledir: Ferd: Allah birdir, tektir, yegânedir, biriciktir, istiklâl ve infirad Sahibidir. Hayy: Allah sonsuz diridir, ezelî, ebedî ve ölümsüz hayat Sahibidir. Her şeye hayatı veren, her şeyi dirilten O’dur. Kayyûm: Allah dâimâ kâimdir, tabir câizse dâimâ ayaktadır, yarattığı her şe... Devamı

04 07 2012

Cömert Olmak Nasıldır?

Cömert Olmak Nasıldır? |  görsel 1

Hz. Abbas (ra) çok zengin ve çok cömertti. Cömertliği dillere destan olmuştu. Bir gün sordular: Ya Abbas, cömertlikte seni geçen oldu mu? Abbas (ra) evet dedi, bir köle… Nasıl olur ya Abbas, bir köle nasıl senden daha cömert olur? Abbas (ra) gülümseyerek baktı ve anlatayım dedi. Bir gün medine'de hurma bahçeleri arasında dolaşıyordum. Bir köle yol kenarındaki hurma bahçesinde çalışıyordu. Bir süre onun çalışmasını izledim.. Öğle vaktiydi Köle çalışmasını bırakıp ekmek çıkınını açtı. Yemek yiyecekti, bu bir somun ekmekten ibaretti. Tam ekmeği ısıracakken açlıktan perişan hale gelmiş bir köpek belirdi. Çaresiz bir şekilde kölenin elindeki ekmeğe bakıp kuyruk sallıyor ve acıklı sesler çıkararak ekmeği istiyordu. Belli ki çok açtı. Köle bir ekmeğe baktı, bir köpeğe ve tuttu ekmeğin yarısını köpeğe attı. Köpek havada kaptığı ekmeği adeta çiğnemeden yuttu ve gene dikildi kölenin karşısına. Köle hiç tereddüt etmeden kalan ekmeği de köpeğe verdi. Sonra halinden memnun yüzünde tatlı bir tebessümle çalışmaya koyuldu. Bu hal bana çok tesir etmişti. O zamana kadar benim farkımda olmayan kölenin yanına gittim ve selam verdim, selamımı aldı ve gülümseyerek buyurun dedi. Bir şey mi vardı? Biraz evvel yaşananları hatırlattım kendisine. Gülümseyerek biraz mahçup ne yapayım baktım hayvan benden aç bende ekmeğimi ona verdim dedi. Peki dedim, senin yiyecek başka bir şeyin var mı? Yok dedi. Bu bahçenin sahibi kim dedim, bir isim söyledi. Tanıyordum, gittim bahçe sahibini buldum. Selam verip yanına oturdum. Hoşbeşten sonra konuyu bahçesine getirdim.. Bahçeyi satar mısın dedim,... Devamı

04 07 2012

Yalnızlığın Efsunkar İklimi / Şükran Taşdelen

Yalnızlığın Efsunkar İklimi / Şükran Taşdelen |  görsel 1

        Kalabalık ortamların kişiyi manipüle eden bir özelliği var. İnsan kendini olduğu gibi hissedemiyor veya kendi kendinin farkına varamıyor böyle ortamlarda. Hep “başkalarının nazarında nasıl görünüyorum?” endişesini taşımakta ve insanlar tarafından bu tedirginliğinin, zayıflığının her an fark edilip yüzüne çarpılacağından korkuyor. İnsan kimi anlarda da kendinden kaçmak için kalabalıklara sığınıyor.              Çünkü bazen insanın kendisine yönelttiği eleştiriler hemcinslerinin dillendirdiğinden daha acımasız olmakta, varoluşunun üzerinde seyrettiği çizgide kendi kendini nakavt edebilmektedir. Öyle ki yekdiğerinin vereceği zarardan çok insanın kendine zararı olabilmektedir. Bu yüzden çoğu insan kendiyle baş başa kalmamak için kalabalık yerlerde dolaşıp lafazanlığın ve kendini bilmezliğin garip sarhoşluğunda kendini unutmak istiyor. Başarılı olabiliyor mu peki? Çoğu insan bunun neye mal olduğunu bilmeden başarmaktadır.  Kendinden kaçış nereye kadar sürebilir? Ancak büyük bir depresyon ya da hastalık ya da yakınlarından birinin kaybıyla insan şöyle bir sarsılmakta ve nicedir ertelediği kendiyle baş başa kalmanın lüzumunu artık fazlasıyla hissetmeye başlamakta... ancak hala insan nereden başlayacağını bilmeden kendiyle karşılıklı oturduğu ve sanki hasmını projektör altına almış olmanın tetikliğinde öylece kalakalmaktadır. İnsan kendini nasıl tanıyabilir? İnsanı yaratanı bilmeden insanı anlamak mümkün mü? Yaratıcıyı tanımadan girişilecek her denemede biraz daha kendinden uzaklaşmanın labirentlerinde kaybolur insan. Öyle ki artık umutsuzlukla tekrar tanıdık gelen kalabalıklara ünsiyet etmenin yollarını arar. Burada en tehlikeli ... Devamı