18 09 2011

Hüzün,Ak-Paktı,Garipti

Hüzün,Ak-Paktı,Garipti |  görsel 1

    biz hüzne sahip ol/a/madık katışıksızdı hüzün, ak-paktı garipti, yalnızdı, saf ve berraktı dua idi bazen, bir sığınaktı biz hüzne sahip ol/a/madık! öteledik hor ellerle, kem dillerle, hoyrat duyguların gerisine iteledik ‘bize en son sen gerek, elbet sana da sıra gelecek’ dedik gülelim, az biraz mutlu olalım, istedik biz hüzne sahip ol/a/madık ”Dostum” diyemedik hiç Efendiler Efendisi (aleyhissalatu vesselam) gibi dost belleyemedik onu yüreğimizle bir türlü tanıştıramadık sinemizde ufacık bir yer ayır/a/madik ona şöyle hazin bir sohbetle mahzun ol/a/madık ne vicdanımızda bir sızı ne de kalbimizden bir yol bulamadık hüzne biz hüzne sahip ol/a/madık kaçtık, köşe bucak saklandık hüzünle bulunmak; hüzne bulanmak; hüzne bilinmek istemedik. biz hüzne sahip ol/a/madık … (Melâl) hüzünle, dostça kalınız… ... Devamı

18 09 2011

Sükut

Devamı

21 06 2011

Ey Masum Kalbim

  Ey bir tarafta sevgileri bir tarafta hüzünleri besleyen kalbim Ey Leyla ile Mecnunun aşkına eş değer bir aşkı büyüten kalbim Ey duygularımı kanatıp içimi kan gölüne çeviren yabancı Ey içimde birike birike esrarlı bir yara haline gelen sancı Al götür beni umutların tükendiği beldeye Ey yılanların kalbini doyuran toprak Ey insanı istek ve arzularıyla birlikte yutan ıstırap Yeşert sevgi güllerini, büyüt barış ağacını Ey en kutsal sevdalara yardım ve yataklık eden kalbim Yeşert sevgi güllerini, büyüt barış ağacını Ey bir tarafta sevgileri, bir tarafta hüzünleri besleyen kalbim Ey Leyla ile Mecnunun aşkına eş değer bir aşkı büyüten kalbim Ey gül bahçelerinde kaybolmuş bülbüller, Ey bahçemi beğenmeyip küçümseyen sümbüller Yeşertin sevgi güllerini büyütün barış ağacını Ey mutluluk kütüğünden filizlenip büyüyen hüzün Büyüttüğün dallara yuva kurşun yetim kuşlar Gölgesinde barınsın tanımsız duyguların çocukları Ey sonsuzlayım uzanan aydınlık sevdamın sahibi Al götür beni İbrahim’in ateş çemberine Ey bir tarafta sevgileri, bir tarafta hüzünleri besleyen kalbim Ey Leyla ile Mecnunun aşkına eş değer bir aşkı büyüten kalbim Al götür beni Yusuf’un rüya tahtına Al götür beni Yusuf’un zindandaki bahtına Ey karşılıksız dostluklara evini açan kalbim Al götür beni Eyyüb’ün çile mesaisine Ey dünyanın en saf, en kaim duygularının mekânı olan çocuk Al götür beni masum bakışların mutluluk özlemine Gözlerimden denize yansıdı hazin bir dekor Açıl sır perdesi artık açıl, nedir sırtı... Devamı

12 04 2011

Hani Vardır Ya Bazı Anlar

Seni bir sen bir Rabbin anlar... Gözyaşın hep içine damlar... Yüreğini bir hüzündür kaplar... O anlar değerlidir ,seni saklar ... Bilmez kimse ,anlamını azı kavrar ... Yollar yalnızlığa ,gözler boşa bakar ... O'dan başkası sana zarar ,cana zarar ... Hani vardır ya bazı anlar... Pişmanlıklarını umutlar sarar ... Ellerin semada ,yaran kanar ... Bunca günahı bir O bağışlar ... Gönül diyarına bir ''ah'' daha sızar... Günahkar ruhun hayaller kurar ... Bekler yinede merhamet umar... Ben bana eksiğim ,ben bana naçar ... Hani vardır ya bazı anlar... Bahçende çiçekler açar... Etrafın gül kokar ... Hasretin sana aşk katar... Can cananını arayıp ,sorar... Tüm kapılar yalnız O'na çıkar ... Hani vardır ya bazı anlar... Yüreğin bir sığınak arar ... Dolar gözlerin ,için yanar ... Unutma ! Sabır hayatı anlamlı kılar ... Unutma ! Ahiretine bir "SEN" sağlarsın yarar....   * ...Alıntı...   ... Devamı

12 04 2011

Dostlar

  Dostlar birbirini yıkayan iki el gibidir; arındırırlar birbirlerini, nezih kılarlar,   En Temiz’in huzuruna varmazdan evvel.. Dostların birbirine niyazı, onları aklandırır. Alınları ak olarak çıksınlar, güzel’e nazar kılarken başları utançlarından eğilmesin diye..   DostlarAllah (c.c.) katında nazı geçen kul olmaları için niyaz ederler birbirlerine, birbirlerini yüceltmek dilerler. Hayatlarını duâyla imar edebilmek için birbirlerinin duâcısı olurlar.   Dostlarbirbirlerinin irfan yoludur; arif olma yolunda birbirlerinin adımlarına kuvvet olurlar. Namaz ve sabırla Yâr’in huzuruna vardıkları vakit huzura ersinler diye duâ ederler birbirlerine.   Dostlar namazı dost bilsin diye duâ ederler birbirlerine…   Dostlar birbirinin diriliğine duâcıdır, hayatta hây kalmak adına…   Dostlar birbirinin haya/tıdır; beyazı dostluklarının rengi bilip adımlarlar hayatı.. Ve.. adımları kıymetli kılar yüreklerini, adları murtaza kullar arasına yazılır levh-i mahfuz’da.. * Alıntı ... Devamı

12 04 2011

Böyle Sevmelisin ...!

senin keyif aldıklarından benim her zaman keyif almam gerekmediği ihtimalini düşünerek sev beni. ........ söyleyeceğimi zannettiğin sözcükleri söyleyerek söyleyeceklerimi ipotek altına almadan sev beni. her daim güvenerek ve hiç gitmeyeceğimi sanarak sev beni. iyi olduğuma emin olsan bile nasıl olduğumu merak ederek sev beni. ........ zorlandıklarımı benim için kolaylaştırmadan ama omuz vererek sev beni. ........ sorgulamadan,şüpheye düşmeden,sınırlar koymadan,özgürlüğümü kısıtlamadan sev beni. kırgınlıklardan sonra beyaz bir sayfa açtığımı ama başka beyaz sayfalar açmak istemediğimi hissederek sev beni. omzuna ihtiyacım olduğunda bunu yapman mümkün olmasa da imkansızı yapacak kadar sev beni. soğukta üşüyecek,sıcakta terleyecek kadar... seninle gittiğimiz yerlere bensiz gittiğinde 'yanımda olsaydın keşke' diyecek kadar... meyve tabağındaki meyvelerin kötüsünü yiyip iyisini bana bırakacak kadar sev beni. yapmak istediklerim sana ters gelse de sırf ben çok istiyorum diye yüreklendirecek kadar çok sev beni. yanlış anlatsam da doğrusunu anlayacak ve yüzüme vurmayacak kadar sev beni. dahası;kimseyi sevmediğim kadar sevdiğimi bilerek sev beni. * alıntı ... Devamı

08 04 2011

Sevda

Mutedil bir sevdaya talip değil yürekler. Aşkta kanaat yoktur, yok oluş, kavruluş vardır. Aşk incinir, gül incinir. Tıpkı kelebeğin tül kanatları gibi. Eğer bir gün aşk çekip giderse; “Bir yanım çöldür benim, bir yanım dağ Bir adım Yusuftur benim, bir adım Züleyha. Mecnunluk kaftanını ben biçtim. Öyle oldurdum Leylâ'ya. Tüm şirinliğiyle gülümserken Ferhat. Keremin bedenine Aslı'yı koyan benim Ey insan! Sana bir gül bıraksam ardımda, incindiğimi anlar mısın? Tüm bana talib olup da aciz olan yüreklerden…” Saat zamanın demini vurmakta. Tren acı ıslığıyla gardan ayrılırken, meçhul bir yolcu ipek bir mendil sallamakta gözden kaybolurken. O yolculuktur aşk Can gidiyor o trende, ruh gidiyor. Tebessümü asmışsın duvara. Gözyaşını katmışsın azığına. Sonra ruhun dehlizlerinde tozu dumana katıp gittin. Esmer iri bir trenin ebede yolculuğunda. Ardından bakakalan yunusların, nemli gözlerindeki isyan oklarına aldırmayarak. Gül nerdesin? Öfkemiz sana değildi aşk. Gül incinir, yürek incinir sen gelmezsen. Biliriz taze ve kırılgandır aşkın yüreği ilkbahar sürgünlerine inat. Tabiatın sabrını taşır yüreklere, nazenda bir gelinciktir aşk. Bak! huşu katıyor saba rüzgarı ikindi ayinine. Gülistan melteme yarenlik ediyor, misk-i anberden utanarak. Yağmurlar ağıdından yaş döküyor. Neredesin?. “Ancak ALLAH yolundaki sevgiler ki. saf ve halistir.” Hz. Ali İşte aşk! Bu baş senin, ruh senin, can senin. Lâyemut ebed için şehadeti avucundan içmek şereftir bizim için. Gitme. “İkiden bir gidince bir kaldığı yalan. Sen gitsen aşk, biz kalır mıyız o zaman?.” Bu gece uyuma dost., bu gece uyuma. Şehri temaşa et. Her taşın altını kaldır. Her me&c... Devamı

15 03 2011

Hüznü Taşımak..

yüreğimde kopan fırtınayı gönderiyorum sana sevgili, çocuksu bakışlarımın ardından… ellerimi kesen ayazlarımı gönderiyorum sana; aşkın akıp gidişini seyret diye iç ülkemden iç ülkene… her şeyi koca bir yokluk gören gözlerimi gönderiyorum sana, yeşile çalan yanından umut bul diye… koca şehri bomboş gören kalbimi gönderiyorum sana, içindeki ateşle ısıt diye… bütün mektuplarım geri dönüyor sevgili şehrime… yoksun… bu koca yoksunluğun içinde kaybolmuşsun. hayat bizi terk edeli çok olmuş, ben aynalarda kaybolmuşum, sen hayallerime bile uğramaz olmuşsun. bir masalmış her şey bir bakmışım uyumuşsun. ne masalın sonunu dinleyecek kadar uyanık kalmayı başarabilmişsin, ne de bana yeni masallar anlatacak kadar âşık olmayı. hasret yüklü gemilerim yollarını bulamadı. ben leyla'nın cisminde taşıdığım mecnun kalbi ile bir başına kalıverdim aşk diyarında… ne gemilerimi indireceğim sahillerim oldu, ne de karadan yüzdürebilecek cesaretim. aşk bitti. toprak oldu bakışlarımda ki umut. “kalmak, gitmekten vazgeçmektir” derdi atam. ben ne gitmeyi becerebiliyorum topraklarından ne de yaşamayı senin kurallarına göre… isyanlarım var, eylemsiz, sessiz isyanlarım. bir gök düşlüyorum, mavisi adam gibi mavi, siyahı adam gibi siyah.. ama gündüzleri gri bulutlar kaplıyor göğümü, geceleri şehrin isi. mavisi griye çalıyor hüzünle gökyüzümün, yıldızları gam yansıtıyor puslu bakışlarla. her şey bir tebessümünde gizli kalıyor bazen. züleyha' nın gülümsemesi kadar sıcak, yusuf'un duruşu kadar soğuk. aşk sana da bana da ne uzak sevgili… şimd... Devamı

15 03 2011

Sabır Benim Yelkenlerim

Hayal kırıklıklarıyla öğreniyor insan sabırlı olmayı, bir de kaybettikçe. Acılarsa sabrın son sınavı. Gün geliyor bütün çektiklerinin ödülü bir an bahşediliyor insana. Yeni doğmuş bebeğin saçlarını okşarken, bir hastalıktan gözünü yeniden dünyaya açarken, her şey o an için değil midir. Kavuşmalar da sabra dahil, sokağın başında beliriyorsa beklenen, sabreden biri bıraktığı içindir geride. Sevgi sabırdır kavuşmayı bekleyen, bir kadını sevmek hangi yaşında olursa olsun gözlerinde doğmamış çocukları görmektir. Uzun yolculuklardan sonra bayrağı dikerken kaşif kutuplara, ya da dağın tepesine, sabır der ki; bütün çektiklerine değdi ve ben hep seninleydim bu an için. Sabır züğürt tesellisi değil gerçeğin ta kendisi. Bir başkasına acı veren insan da acı çekiyor. Belki de daha fazlasını. Bu yüzden gaddar bile sabretmek zorunda vicdanına. Uyurken keder pusuda sabahı bekler ya insanı pençesine almak için, göz kapakları açılmaya görsün, acı bıraktığı yerden başlar, acılar zor sabreder geceye, hep sabahı bekler. Şimdi gözümün bebeği bu satırları yazarken her sabah bir koşu tren istasyonuna giden çocuk geri dönüyor eli boş. Babası çıkmamış trenden. Ama o her sabah gidiyor karşılamak için. Çocuklara ölümü açıklayacak cesaret nerede büyüklerde, bir gün öğrenecek nasılsa, yasta yaşlı gözlerle bütün mahalle. Gelecek baban diyorlar, küçük oğlan çocuğu her sabah treninden babasının çıkmasını bekliyor bu yüzden. Sabredecek ve büyüyecek, insanın yürümekle bitirmeyeceği yol yok yeter ki sabırla yürüsün, onurlu bir yaşam istemek ve sabr... Devamı

13 03 2011

Ağlayabilmek

Ağlamak; Rahmandan kuluna bir armağan, bir rahmet!... Ağlamak; İçteki sıkıntıları dışa atmaktır... sıkıntılardan arınmaktır!... Bazen sevgiliye naz! Bazen sitemdir! Bazen de anlaşılamamaktır... Bazen pişmanlığın ifadesi... Ağlamak; Kaybedilene ağıt! Hüznün doruk noktası... Resulün kaybettiği oğluna hediyesi ... Ya ResulALLAH! Sen de mi? Dedirten inci taneleri... Bazen Rabbe yöneliş!... Bazen af dileme!... Bazen acının inci inci dışa vurumu! Adeta acının yıkanması... toprağa karışıp yok olması... Bazen sevincin gözlere yığılması, ardından göz pınarlarından süzülen daneler... Yürekte sevinç fırtınaları koparken, gözlerin mahzunluğu! Söylemek !hissettiklerini ifade etmek insana uzakken, süzülen damlalarla bunları tek tek yazmak! İçteki gök gürültüsünün adeta yağmuru davet edimi... Yakubun Yusuf'a özleminin ifadesi!... Net, yalın, riyasız hiçbir kelime telaffuz etmeden tüm çıplaklığıyla, duyguların ifadesi... Ve ağlayabilmek; Gece yarısı mahlukat uyurken, seccadesinde Rabbine huşuyla yönelmiş, alnın secdede, Rabbi ile buluşmanın doruk noktasında... bir müminin gözlerinden süzülen damlalar! Belki de diğerlerinin kurtuluşuna mütesebbib!... Rabbinden rahmet olarak.... Bir annenin yavrusuna özlemi, hasretinin ifadesi!... Duygular kumkuması içindeyken kalbin birden infilak etmesi... Ve gözyaşı; Rabbinden rahmettir mümine!... Bir tesellidir anneye! Sevgiliye sığınak!... Mecnundan Leyla ya kalan hatıra!... ve Resul-den ümmetine merhamet!... dilin susup gözlerin konuştuğu vakittir ağlamak. * Alıntı ... Devamı

13 03 2011

İnsan Vardır

İnançlıdır. Uyumludur. Barışçıdır. Elde ettiğinden fazlasını başkası için de ister. Bunun için, Hep mutludur. Huzurludur. Örnek insandır. Ölüp gitse de ; Kalplerde özel yeri vardır. İnsan vardır ; İnkarcıdır. Doyumsuzdur. Takdir edilince hoşlanır, Fakat takdir etme duygusundan yoksundur. Nefsinde gurur, İçinde hep “BEN” duygusu vardır. Ve o “BEN” e mahkumdur. İşinde ona mahkumdur. Sözünde ona mahkumdur. Sosyal ilişkilerinde ona mahkumdur. Ona göre; Hep kendi işi, davranışı doğrudur. Hep kendi sözü doğrudur. Hep kendi görüşü doğrudur. Hep kendisi üstündür .. İnsan vardır; Kendini yaratanı tanısın, O’nu ansın, O’na şükretsin diye yaratıldığı halde.. O başkasını tanımakta, Başkasını anmakta, Başkasını saymakta, Başkasına şükretmektedir!.. Neden mi ? Çünkü; İnkar duygusu nefse hoş gelir. Karşı koyma ve başkaldırma dürtüsü, Nefsi tatmin eder. İçteki “ben” i kamçılar. İyiliği unutmayı, Bir özellik, bir ayrıcalık sayar… Ulu yaratıcıya karşı bile Şükretmeyi unutturur!.. Şu halde ; “Ben” mahkumları arasında, Kimseden teşekkür bekleme !.. Biri senin iyiliğine karşı kötülük yaparsa… İyi anıları yakıp yok ederse … Tüm iyilikleri unutursa; Sakın şoka girme !.. Hayrete düşme !… Unutma ki; İyilik yaptığın için ; Düşmanların çoğalabilir. Seni çekemeyenler olabilir. Hatta ; Dışlanabilir, Unutulabilirsin !.. Yine de gam yeme !.. Çünkü; Bazen insan nankördür. Hiçbir şey, İyilik yapmana engel olmamalı … Başkasını düşünmekten, Hakkı söylemekten, Seni alıkoymamalı &hellip... Devamı