fahl 18 Takipçi | 5 Takip
Kategorilerim

Şiir

Din

Deneme

Müzik

Diğer İçeriklerim (553)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (18)
25 07 2012

İstanbul / İskender Pala

İstanbul / İskender Pala |  görsel 1

 

Ne güzel şehirsin sen İstanbul!.. Hüner bağında senin kadar tatlı meyve veren, sencileyin güzel çiçekler açtıran bir şehir daha var mıdır acaba?

Biliriz ki eskiden beri bütün güzel üretimler senin bağrında hayat bulur, bütün yüce işler seninle planlanır. Her işin kemal derecesi sende tamamlanır, her izzet ve şeref sende anlam kazanır. İyiden ve kötüden her şey sende yapar seyranını, güzelden ve çirkinden her şey seninle sürer devranını. Sen ne güzel şehirsin İstanbul!..

Ne güzel şehirsin sen İstanbul!.. Kudret haritasında şiirlerin ve şarkıların birer hatıraya durduğu, hayatın ve sanatın birer hatıra olduğu sencileyin bir şehir daha var mıdır acaba!.. Boğaziçi'nde ve Haliç'te, Emirgan'da ve Üsküdar'da bin yıl yaşamış gibiyken bir hayat... Sen yeryüzünün kudret kalemiyle çizilmiş en güzel yapısı, sen ömürlerdir bitmeyen masalların kırkıncı kapısı... Hani Urfalı söz ustasının Hayriye'de dediği gibi, "Ne kadar âlemi devr etse sipihr / Bulmaz İstanbul'a benzer bir şehr (Felek dünyayı ne kadar dolaşırsa dolaşsın, yine de İstanbul'a benzer bir şehir bulamaz)". Yani ki sen ne güzel şehirsin İstanbul!..

Ne güzel şehirsin sen İstanbul!.. Koylarda asude uykulara varan dolunay, arasa, tarasa, acaba yeni bir güne uyandıkça hayatı yenileyebileceği bir başka şehir bulabilir mi?!.. Lale bahçelerinde Sadabad'ın uzak hatıralarını arayan yıldızlar acaba Nedim'in "Ey şûh Nedîmâ ile bir seyrin işittik / Tenhâca varup Göksu'ya işret var içinde" haykırışını hâlâ dinliyorlar mıdır? Yahut Dellalzade İsmail Dede Efendi'nin "Al yanına bir dilnüvâz / Gönlünce gez zevk et bu yaz / Başdan başa işte Boğaz /Gönlünce gez zevk et bu yaz." bestesini duyuyorlar mıdır. Sahi sen ne güzel şehirsin İstanbul!..

Ne güzel şehirsin sen İstanbul!.. Ziya Paşa devrindeki halinle "İki cânibde zengin kâhlar, kâşâneler yer yer / İki sâhil serâpâ bâğ u bostân u gülistandır (İki yakada tepeler, tepelerde kaşaneler, konaklar... İki sahilde baştan başa bağlar, bahçeler, gülistanlar)..." "Ay ve güneşin ezelden iki İstanbullu" olduğu zamanların ötesinde öyle bir şehir ki, "Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale / Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.." Yahya Kemal dilinden söylersem eğer, "Nice revnaklı şehirler görünür dünyada / Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan / Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada / Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan..." Doğrusu sen ne güzel şehirsin İstanbul!..

Ne güzel şehirsin sen İstanbul!.. Rüyada gibiyim, ama gözlerim açık... Güzelliklerini görüyorum ve "Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum..." Sonra ellerim duaya açılıyor, seni bize kazandıran müjdeli kumandana ve talihli askerlerine dualar ediyorum.

Sonra onun bir duasını anıyorum. Hani müjdeli kumandanın fetih günü Ayasofya'yı dolaşıp da dışarı çıkacağı sırada narteksin altında derinden derine bir inleme sesi duymasıyla başlayan hikâyenin duası. Kulak kesildi sultan duyduğu iniltiye, kilidin kırılarak mermerin kaldırılmasını emretti sonra. Saçı sakalına karışmış, pislik içinde yüzen bir mahkûmdu içeriden çıkan. Konstantin huzurunda fala bakıp zindana atılmış bir keşiş... Sordu ona:

- İhtiyar! Nedir suçun?

- Kralım için fala bakmıştım. Şehri Türklerin alacağı çıkmıştı. Sizi gördüğüme göre falım doğru çıkmış.

- Evet ihtiyar, doğru çıktı. Şimdi de benim için bak bakalım, bu şehri benden de alacak biri var mı?

İhtiyar keşiş istavroz çıkarttı. Tedirgindi. O sırada bir asker narteksin küpünde bulunan kumdan iki avuç getirdi. İhtiyar yaydı kumları, işaretler, noktalar... Sonunda başını kaldırıp cevap verdi:

- Görüyorum ki bu şehir senin ve soyunun elinden savaş ile çıkmayacak. Lakin öyle bir zaman gelecek ki İstanbul Türk şehri olmaktan çıkacak.

O müjdeli kumandan ihtiyarı bahşişiyle sevindirdikten sonra ellerini göğe açtı:

- Bu güzel şehri elden çıkaranlar Tanrı'nın gazabına uğrasınlar!..

Hatırlayalım, bugün fetih günü...

80
0
0
Yorum Yaz